Lacivert'i sevmistim aslında

Ben Ölürsem Akşamüstü  Ölürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Şehre simsiyah bir kar yağar 
Yollar kalbimle örtülür 
Parmaklarımın arasından 
Gecenin geldiğini görürüm 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Çocuklar sinemaya gider 
Yüzümü bir çiçeğe gömüp 
Ağlamak gibi isterim 
Derinden bir tren geçer 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Alıp başımı gitmek isterim 
Bir akam bir kente girerim 
Kayısı ağaçları arasından 
Gidip denize bakarım 
Bir tiyatro seyrederim 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Uzaktan bir bulut geçer 
Karanlık bir çocukluk bulutu 
Gerçeküstü bir ressam 
Dünyayı değiştirmeye başlar 
Kuş sesleri, haykırışlar 
Denizin ve kırların 
Rengi birdenbire karışır 

Sana bir şiir getiririm 
Sözler rüyamdan fışkırır 
Dünya bölümlere ayrılır 
Birinde bir pazar sabahı 
Birinde sararmış yapraklar 
Birinde bir adam 
Her şeye yeniden başlar

Girdiğin bütün kapıları açık bırak. 
Birazdan git diyebilirim çünkü.. 

Çok güzelsin.

Çok güzelsin.

Sleep Dealer - The way home

Musa Eroğlu-Telli Turnam

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Beklemek…

Her günü laciverte bağlayan saatlerde tüm umudumla seni beklemek.

Yazmak bazen sayfalarca, düşünmeden bırakmak kelimeleri. 
Bırakmak içinde kalan her şeyi. 
Senden arta kalan, halı altına süpürdüğüm kırıklıkları bir bir açmak yeniden. 
Yeni yaralar açar gibi, yeniden sever gibi. 
Her kırığı bir diğeriyle karşılaştırmak sanki hepsi aynıymış gibi. 
Senden kalanlar işte. 
Kalbimin her yerinde.


Bazen içimden konuşuyorum.
Fısıldıyorum sessizliğimi. 
Bazen çığlıklar yağdırıyorum üzerine, görmüyor musun? 
Böyle gitmek olmaz.

Bak yine bitti kelimelerim. 
Tıkandım yine hayalimin ortasında, geçmiyor parmaklarımdan kelimeler geçmiyor boğazımdan anlattıkların. 
Bir gece yarısı prensesli hikayelerinle uyumalarım. 
Hep aynı hikayeydi hatırlıyorum. 
2 kişi vardı çok aşık, uzaktılar. 
2 kişi vardı işte. sonra tek oldular.

Şimdiyse tek kaldı o kadın kocaman şehirde. İstanbul içine çekiyor güneş yakıyor her hücresini. 
Şimdi sözcükler bir bir hapsediyor kadını. 
Şimdi lacivert örtüyor soğuk yanık-esmer tenini.

Beklemek en korkunç halidir yaşamın.
Bazen savaşmak zorunda kalırsın… Bazen de yenilirsin, gemin yelken açmak zorunda kalır… Sonra, sadece aptalların vazgeçmeyeceğini anlarsın.

Doğrusu ben hep aptal oldum.

In Flames- Bullet ride 

bir mektup göndersen de açıp okumasam

ben hangisiyim; sen demekten başka
sana ulaşamayan zarfefendilerinin,
aç beni, başkapulum yok, başka mektubum
yok, yoksul olduğum söylenecek yoksa sana
annemin bir gül olarak terkettiğinden beri
beni gönderdiğin mektuplar ormanına

şehri karıştırmıyorum, seni yanlış anlarlar
kendimi karıştırıyorum, uçmaktan yanayım
ruhunu parmaklarında dolaştıran perinin
tevekkül penceresine konduğu eski ormanlarda

hangi yüzüğünden düştüm bu yolculuğa;
bilseydim, sen gönderseydin, ben o mektuba
yazılacak kadar aransaydım dilinin ormanında
açmazdım yine, yine yüzükler kazanırdın;
bana suluboya bir orman göndereceğini bile bile,
`peri ve eşek’ mes’elini yazdığımı bile bile,
ormanlara dair şiirler okumak için
ayrı ve birleşik şehirler kurduğumuzu bile bile,
açmazdım bu sırlara layık olmayan şehri
içinden çıkacak ormana

bana orman gönderme, içinden şehir çıkar;

beni bir mektuba gönder, içinden birine
almamış gibi yaparım, vapura binmem,
yoluna inmem, ormanların sisi çökmeden önce
.. sonra inanırım

mektupların perileri
perilerin ormanları biriktirdiğine
yüzüklerin parmaklarda sessizce eridiğine
inanırım, eski orman tadı sinmiştir
açılmayan mektuba

gönderilse de

 Haydar Ergülen

In Flames The Chosen Pessimist

Ve bir mutlulukta senin için.
Bir kuş gönderiyorum.
Belki bir laciverte buluyorum hüznümü.
Sana sevmediğim turkuazlar gönderiyorum.

Hepsinde sen.

Bir kuşun kanadında, bir vapurun üst katında, bir sigaranın hüznünde, gecenin lacivertinde.

Hepsinde sen.

Başladığım her şiir sana bitiyor. Aldığım her nefes dönüp dolaşıp seni buluyor. Cılız, çatlak sesli tüm çocuklar yine sende gösteriyor kendini.


02.05.12   07.40 

Söylediğin her kelimeyi rafa saklamak istiyorum bazen. Ayırmak siyahlardan, yazlıklardan. Naftalinli yaseminli kokular serpiştirmek üzerine. Dinlemek istiyorum her gece uyumadan, ninni niyetine.

Ben bir melodi daha işliyorum senin adına, tüm şarkılar bizim olsun.